Doğduğunda her hali ile insan çıplak doğar. Nefsi yoktur başta, nefeslenir NEFES OL’ur. Nefes alıp, nefes vermeye başlar hayata. Sonrasında NEFS yolculuğu da başlar. HAYY canlı, diri nefes OL’ur. HU nefes OL’ur. Gayba doğru yolculuğu başlar. Nefs canlı, diri OL’dukça Hep var OL’acaktır. Nefsin tuzakları da OL’acaktır. Fark edip zararlı olanları arındırma gayretinin nasibi de verildikçe; kendini de, diğerlerini de affedebilmek, yaşadığı nefes aldığı dünya ile barışık hale getirecektir insanı.
Halden hale girer insan duygusunda, düşüncesinde. Bu haller hayatın içinde, kendi içsel alanında, yeniden canlanıp dirilebilmesi içindir. İnsan sadece dış dünyayı görüp, işiterek yaşarsa iç aleminin derinliğine giremez. İçteki alanın derinliğine girebildiğiniz ölçüde yeniden canlanıp, dirilebilme nasibi başlar. Nasiplenebilmeniz için de gerekli hallerdir. Her OL’acak OL’an içerden dışarıyadır. Çünkü yaratım böyledir. Hayy’at içerden dışarıya doğru canlanıyor, diriliyor.
Yaşadığınız iç dünyanızı da, dış dünyanızı da dibe vurduran hallerinize tefekkür haliyle bir bakın, kendinizi sevgiyle gözlemleyebilme gayretinde olun. Dipteyken gözlemlemeniz zordur, yeniden canlanıp dirilebilmek için sabır, teslimiyet, gayret gerekir, kendinize hatırlatmalar gerekir. Yaşam deneyimlerinizi hatırlayın, zorlandınız ama geçti. Şimdi deneyimleriniz ile yeni OL’uşların en yüksek hayrınız için OL’acağını bilip gaybın, İlahi planın güveni içine dalın. Bir yunus balığının suyun dibine dalıp, suyun yüzeyine çıkışını gözünüzde canlandırın.
Ve yeniden nefeslenin hayata…
